IT World

Tuesday, 2 March 2010

Teknopark - Ekmek Gibi Su Gibi Lazım!

İrfan Sönmez 
irfan.sonmez@ytuieee.org 


Teknopark
Bölüm 1 : Gereksinim


Bir mühendisin üzerinde çalışması gereken başlıca konulardan en önemlisi belki de proje geliştirmektir.Projeyi geliştirmek güzel,bir şekilde yapılıyor; ancak son zamanlarda üzerinde düşündüğüm konu geliştirilen projelerin nasıl yönetilmesi,değerlendirilmesi üzerine.

Projeleri geliştirmenin kolay olduğundan bahsettik,peki neden? Kolay çünkü bilim ve mühendislik tarihinde bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı.Dünya artık eskisi kadar büyük bir yer değil.Dünyanın öbür ucu dediğimiz bir alandan dahi,orada edinilen bilginin bize ulaşması saniyeleri bulmuyor.Bu doğrultuda en son gelişmelerin kolayca takip edilmesi,ilerlemeyi hızlandırıyor.Sonucunda ise sonu gelmeyen bir rekabet ortamını oluşturuyor.

Teknolojiye hükmeden ülkelerin günümüzde söz sahibi olduğu gerçeği artık herkes tarafından görülebilir bir gerçek.Özellikle internet dünyasında yaşantılarımıza yeni bir yön çizen;sektörleri ortadan kaldırıp yeni sektörler oluşturabilme yetisinde sahip bir konunun üzerinde konuşacağız: Ar-Ge 

Ar-Ge nedir? Araştırma-Geliştirme projeleri için kullanılan bu tanım,yenilikçiliğin,ilerlemenin,gelişmenin anahtarı aslında.Teknolojik gelişmelerin hızından her yerde bahsediyoruz.Bu hızı yakalamak için bizim de  proje pazarına yeni fikirlerle girmemiz gerekli ki "takip eden" konumundan yön veren konumuna gelebilelim.

Ar-Ge yapabilmek için neler gerekli? Potansiyel. Bizde var mı,bol miktarda var.Ülkemizdeki genç nüfus potansiyeli,bilindiği üzere Dünya ülkelerinin gözünü korkutacak bir düzeyde.Gençlerimiz yetişiyor,üretiyor.Burada bir sorun yok.Ancak eldeki beyin gücünün etkili bir şekilde kullanılabilmesi için bu gücün aktif bir şekilde işlenmesi gerekir,hepimizin bildiği gibi kontrolsüz güç,güç değildir.Mühendisin çalışabileceği,teknik imkanlara sahip,onu araştırmaya teşvik eden bir mekanizma var olmalı ki ortaya yeni ürünlerin çıkacağı bir sistem kurulsun.İşte bu aşamada da yazımızın konusu,vazgeçilmez bir koşul olarak karşımıza çıkıyor,Teknopark!

Teknopark tanımından kısaca bahsetmemiz gerekirse,araştırma-geliştirme faaliyetleri için özel olarak tanımlanmış,belli bir akademik kurumun desteğiyle faaliyet gösteren birimlerdir.Burada göz önüne almamız gereken anahtar kelime:araştırma-geliştirme.Yani teknopark proje üretmeli,bu projeler yeni ve fark yaratıcı nitelikte olmalı.Teknoparklar sayesinde yaratıcı mühendis beyinlerin proje odaklı çalışmalarının teşvik edilmesi,şirketleşmelerinin sağlanması,inovatif fikirlere yatırım yapan birer birey haline gelmeleri sağlanmalıdır.Ancak bu sayede yeniliğe oynayan yerli şirket sayısı artacak,sektör canlanacak,teknolojiyle değişen dünyada söz sahibi olmamız gerçekleşecektir.

Bu yazıyı kaleme almamdaki derdim Teknoparkların yeterli düzeyde desteklenmemesi.Teknoparklara ayrılan ödeneklerde,imkanlarda hala eksiklikler var.Yeterli sayıda Teknopark yok,olanlardan sadece belli bir sayıdaki teknopark istenilene yakın ilerleyebiliyor.Eldeki müthiş genç potansiyelin ise Ar-Ge sektörüne yakınlaşması yerine uzaklaşmalar da bunun tabii bir sonucu.


Rakamlarla konuşalım.




Ülkemizde 40'a yakın Teknopark kayıt altında olmasına rağmen etkili çalışan Teknopark sayısı bir elin
parmaklarını geçmemektedir.

  • ODTU
  • ITU
  • YTU
  • Hacettepe Universitesi
  • Bilkent Universitesi belli başlı çalışmalar üreten üniversitelerimiz arasında gösterilebilir

Teknoparkların istediğimiz düzeye gelmesi için daha çok zamana ihtiyacımız var gibi görünüyor.Potansiyelimizin olduğu çok belli.Harika bir genç nüfusumuz var.Yapılamayacak bir iş değil,Türkiye'yi teknolojide söz sahibi bir ülke haline  getirmek. Hepsinin ötesinde ar-ge felsefesinin tüm kurumlar tarafından iyi anlaşılmış olması gerekli.Sistemde bazı değişiklikler,derin iyileştirmeler yapılmalı,hem de hızla!




Monday, 8 February 2010

Sosyal Ağ | #2 - Etki


İrfan Sönmez
sonmezirfan@gmail.com

Sosyal Ağ
Bölüm 2 : Etki

Sosyal Ağ için günümüzdeki en önemli teknolojik buluşlardan biri olarak bahsetmek yeterli görünebilir; fakat etkileyicilik açısından baktığımızda listenin 1 numarasında olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Şu ana kadar biz bilgisayar kullanıcılarını etkileyen, yeni bir dönemi başlatan uygulamaların hepsini tek bir pakette topluyor sosyal ağlar.Oyun teknolojisi,video,sohbet,haberleşme...Daha gelecek başka yeni teknolojiler de olacaktır. Developerların yüzünü güldüren husus da bu yönde aslında. Şu anda çılgınlık düzeyinde olan sosyal ağlar, dışarıdan gelecek tüm yeni teknolojileri bir şekilde bünyesine katarak daha da ilerleyebilir.

Teknolojideki hızına yetişilemez ilerlemede Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles H. Duell’e özel bir teşekkürü unutmadan iletmeliyim. Üstad 1899'da şöyle buyurmuş : "Artık yeni hiçbir sey yok. İcat edilebilecek her sey icat edildi." İyi ki bazıları bu sözü kabul etmemiş...

Sosyal Ağ , insanların hizmetine sunulan bir teknoloji olduğuna göre bir de insan hayatına olan etkilerini incelememiz gerekir.

Türkiye için rakamlar inanılmaz. Kişi başına düşen aylık ortalama internet kullanımında Avrupa’da 1., Dünya’da 3. sıradayız. Kesin olmamakla beraber 26 milyonluk bir kullanıcı sayısından bahsediliyor. (Çoklu hesap kullanımı rakamlar konusunda bazı tutarsızlıklar oluşturabiliyor)

Bu rakamlara bakıldığında Türkiye’nin sosyal ağlardan faydalanma kategorisinde ilk 3 te olmasını bekleriz, değil mi ? Ama maalesef sonuç bunun tam tersi.

Özellikle ABD ve İngiltere gibi ülkelerde şirketlerin, Twitter ve Facebook hesapları üzerinden reklamlarını maksimum verimlilikte yaptıklarını ve reklam gelirlerinin büyük bir kısmını buradan elde ettiklerini görüyoruz. Güzel bir örnek de ABD başkanlık seçimleri için verilebilir. Barrack Obama’nın başkan seçilmesinde, sosyal ağlar üzerinden başlattığı kampanyanın etkisi bugün herkes tarafından kabul edilmiş durumda.

Basit bir soru hepimizin aklından şu anda geçiyordur: “ Onlar yapıyor da bizde neden olmuyor? ” Türkiye’de sosyal ağlardan hiç faydalanılmadığını söylemek tabiiki haksızlık olur; fakat eldeki potansiyele baktığımız zaman olması gerekenin çok fazla gerisindeyiz. Bu aşamada ancak kişisel tespitler ile bir sonuca gidilebilir.

Esas sorun alışkanlıklarımızda gizli. Türkiye’de okuma alışkanlığı hiçbir zaman yeterli seviyeye gelemedi. İtiraf edelim okumayı sevmiyoruz. Bu da doğal olarak internet alışkanlıklarımızı etkiliyor. Dünya’da bir gün içinde çok fazla gelişme yaşanıyor ve bu hızı yakalamak çok zor. Bu hıza yetişmek için belli alanlarda internet okur-yazarı olan kişilere ihtiyaç var. İnternet okur-yazarlarının aynı zamanda paylaşımcı olmaları gerekli. Elimizdeki kaynakları paylaşmıyoruz. Ülkemizdeki internet kullanıcıları genelde kaynağı alan taraf durumunda.

Özel bir örnek , en popüler sosyal ağ paylaşım servisi Facebook’tan gelsin. Paylaşıma sunulan neler var, çoğunlukla video. Videolar görsel öğe unsuru olarak paylaşıma sunulmalı; ancak kullanıcı potansiyeli çok fazla olduğundan ve oluşan video trafiği belli bir fayda getirmediğinden çöp olarak nitelendireceğimiz bir bilgi yığını oluşuyor.

Bu sebeptendir ki , Twitter ve Friendfeed gibi servislerin Facebook’ta ulaşılan popülerliğe erişebilmesi ülkemizde çok zor gözüküyor. Bu servislerde video post edimi mümkün gözükse de, Facebook ta varolan görsellik ve işlevsellik bu servislerde yok. Çünkü hizmet ettikleri amaç farklı.

Sonuç; sosyal ağlar ile mutlu mesut yaşamaya devam ediyoruz. Yeni arkadaşlar ediniyoruz,interneti doyasıya kullanıyoruz. Umarım ileriki zamanlarda internet kullanıcılığı üzerine bir bilinç oluşur. Bilimde, sanatta , müzikte... nasıl bir potansiyelimiz varsa, internet kullanıcılığında da potansiyel var, ancak bu büyük kitlenin işlenmesi, bilinçlendirilmesi bu konuda bilgili kişiler için bir görev olmalı. 

Thursday, 24 December 2009

Teknopark - Ekmek Gibi Su Gibi Lazım!





Bu yazıyı ITU-Arı Teknokent İş Geliştirme Müdürü Sn.Arzu Eryılmaz ile yaptığımız "seminer görünümlü" sohbetimiz sonrasında yazmaya karar verdim.Kendisine ayırdığı vakit ve paylaştığı bilgileri sebebiyle teşekkürümü ilk satırlarımla birlikte belirtmek istiyorum.


Aslında Teknopark,üniversitenin sanayi ile işbirliği kavramları uzun süredir kafamı kurcalayan konulardan birkaçıydı.En son Ulusal Yazılım Mühendisliği Sempozyumu'09 da Twente Universitesi'nden gelen hocamız Prof.Dr.Mehmet Akşit'in Hollanda daki sistemle alakalı yaptığı açıklamalar,insanın aklında ülkemizdeki sistemle alakalı soru işaretleri bırakacak cinstendi.


Hollanda da örneğin tamamen sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda projeler geliştiriliyor.Twente Universitesi için öncü kuruluşun Philips olduğundan bahsetmişti hocamız.Bizdeki projelerin ve araştırma konularının ise sadece belli ünvanları kazanmak amacıyla yapıldığı aşikar.Zira aynı konferansta hazırlanan bazı projelerin sunumlarına da katıldım;fakat hangi ihtiyacı karşılamaya yönelik sistemler geliştirildiğini anlamak için sempozyuma bir profesörle birlikte gitmek lazım ki size klavuzluk etsin:)


Ülkemizdeki durum hakkında konuşalım biraz da.


2001 yılında kabul edilen 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunundaki tanıma göre, TGB (Teknoloji Geliştirme Bölgesi), yüksek/ileri teknoloji kullanan ya da yeni teknolojilere yönelik firmaların, belirli bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü ya da Ar-Ge merkez veya enstitüsünün olanaklarından yararlanarak teknoloji veya yazılım ürettikleri/geliştirdikleri, teknolojik bir buluşu ticari bir ürün, yöntem veya hizmet haline dönüştürmek için faaliyet gösterdikleri ve bu yolla bölgenin kalkınmasına katkıda bulundukları, aynı üniversite, yüksek teknoloji enstitüsü ya da Ar-Ge merkez veya enstitüsü alanı içinde veya yakınında; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği siteyi veya bu özelliklere sahip teknoparkı temsil eder.*


* www.sanayi.gov.tr (05.10.2009)












Türkiye’de,
§
  • Dinamik Nüfus
  • Kalifiye İnsan Gücü
  • Yetkin Bilgi ve Deneyim
  • İleri Alt ve Üst Yapı İmkanları olmasına rağmen,



1960-1995 yılları arası 


Tüm gelişmiş ülkelerin büyümesinin temel nedeninin inovasyon olmasına 


rağmen ;geçmişte AR-GE’ye gereken önem verilmedi.






Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB)

§
  • Bölgedeki yazılım ve AR-GE'ye dayalı üretim faaliyetlerinden elde edilen 


kazançlar için Kurumlar Vergisi Muafiyeti (31.12.2013)
§
  • TGB kapsamında üretilen ve sistem yönetimi, veri yönetimi,   iş uygulamaları, 


sektörel, internet, mobil ve askeri komuta  kontrol  uygulama yazılımı şeklindeki
teslim ve hizmetleri için KDV muafiyeti
§
TGB kapsamında çalışan araştırmacı, yazılımcı ve AR-GE personelinin bu görevleri ile ilgili


ücretleri için Gelir Vergisi muafiyeti (31.12.2013) & Sigorta primi desteği 


§
TGB kapsamında öğretim elemanları, üniversite yönetim kurulunun izni ile yaptıkları  araştırmaların


 sonuçlarını ticarileştirmek amacı ile:


- TGB Kapsamında şirket kurabilir,
- TGB Kapsamında  kurulu  bir şirkete  ortak  olabilir ve / veya bu şirketlerin yönetiminde görev 
alabilir,
- Bölgede görevlendirilen öğretim üyelerinin bölgede elde edecekleri gelirler, üniversite döner sermaye
 kapsamı dışında tutulur.


Ülkemizde 40'a yakın Teknopark kayıt altında olmasına rağmen etkili çalışan Teknopark sayısı bir elin
 parmaklarını geçmemektedir.
  • ODTU
  • ITU
  • Hacettepe Universitesi
  • Bilkent Universitesi belli başlı çalışmalar üreten üniversitelerimiz arasında gösterilebilir.
ITU Teknopark hakkında bazı bilgiler vererek örneklendirelim.




70 AR-GE Şirketi



2500 Personel



1015 Tamamlanmış Proje



Türkiye ve İstanbul’un tercih edilen TGB’si













Teknoparkların istediğimiz düzeye gelmesi için daha çok zamana ihtiyacımız 
varmış gibi görünüyor.
Daha fazla yatırım yapılmalı.Yetişen mühendisler,AR-GE yapmaya teşvik edilmeli.
Potansiyelimizin 
olduğu çok belli.Harika bir genç nüfusumuz var.Yapılamayacak bir iş değil,
Türkiye'yi teknoloji alanında dünya devlerinin arasına katmak.
Fakat hepsinin ötesinde,üniversiteler artık anlamalı ki klasik anlayışla istediğimiz 
düzeye gelebilmemiz mümkün değil.Sistemde bazı değişiklikler yapılmalı,
hem de hızla.



Thursday, 19 November 2009

Facebook | New World vol.1


Yanda gördüğünüz karikatür konunun özetini oluşturuyor.Eskiden sosyal olmak için sosyal aktivitelere katılmanız,komşularınızla iyi ilişkiler içinde olmanız,dostlarınızı ziyaret etmeniz veya birlikte konserde orda burda vakit geçirmeniz sözkonusuydu;hatta bu mekanlarda tanıştırıldığınız insanlarla kimbilir daha yakın ilişkilere(!) geçmeniz de mümkündü.

Artık bu senaryo tarih olmak üzere.


Social Networking kavramı Facebook ve benzer servislerle başlayan bir yenilik değil.

Social networking terimi 20.yy ın başlarında George Simmel in teorileriyle başlayan ve günümüze kadar sürekli bir ilerlemeyle devam eden serüvene sahip.Bu yazıda sistemin sosyal tarafıyla ilgilendiğimizden detaya girmeyeceğim.Bildiğimiz eski sistemlerden elimizde neler var ? IRC tabanlı servisler sanırım ilk aklımıza gelenler.Bilgisayarların yeni yeni evimize girmeye başladığı yıllarda ICQ,mIRC,Windows Messenger en popüler sosyalleşme ortamlarından birkaçıydı.Şu anki büyük yayılımın kıvılcımlarını başlatan sistemlerdi bunlar.Insanlar artık birbirlerinin mail adreslerini sorar oldular ve işin daha ilginci etrafımızdaki insanlarla vakit geçirmektense hiç tanımadığımız insanlarla sanal bir alemin parçası olmayı tercih ettik.

Şu anki gelişmiş sistemlerin üzerinde tabiki sonradan dahil olan teknolojilerin de payı tartışılmaz.Internet üzerinden sunulan hizmetlerin yaygınlaşması,video paylaşımının hayatımıza girmesi,web tabanlı oyunların yaygınlaşması bazı yazılım geliştiricilerin aklına bir soru getirdi."Bunların hepsi bir araya getirilebilir mi?" Yapılan geliştirmeler cevabın koca bir "evet" olduğunu bizlere açık bir şekilde gösterdi.Çözüm gerçekten de akıllıcaydı.Internet ortamında sisteme bağlanmanız için ek bir program gerekmiyor,zaten bilgisayarlarınızda hazır gelen browserlar üzerinden sisteme bağlanabiliyor ve aklınızın alabileceği her türlü yeniliği getirebiliyordunuz.

Öyle de oldu. Facebook un önderlik ettiği sosyal paylaşım siteleri şu anda çılgınlık düzeyine gelmiş durumda.Insanların artık birden çok facebook hesabı almaya uğraştığına şahit oluyorum.("Bir tane de kesmiyor amcamı").Bu siteler üzerinde yapabileceğiniz işler gerçekten muazzam,doğrusunu söylemek gerekirse 5-10 yıl önce şu anki durumu birine tasvir etmeye çalışsaydınız alacağınız yanıt hokkalı bir kahkaha olurdu...

Herşey iyi güzel de ortada bir gariplik var.Sanki diğer teknolojilere olduğu gibi bu konuda da ilgimizi biraz abartmış gibiyiz.10-12 yaşında çocukların en son model cep telefonlarına olan tutkusu gibi,en çok televizyon izleyen ülkeler sıralamasında ilk 3 deki yerimizi kimseye kaptırmamamız gibi burada da tehlikeli bir durum sözkonusu.En açık tabirle evden çıkamaz olduk.Boş vaktimiz olduğu anda hemen bu sitelere bir şekilde erişmeye çalışıyoruz.Sanırım işin içine medya unsuru girdiği zaman popülerlik ve geçirilen zaman kat ve kat artıyor.Sadece medyatik öğeler de değil.Artık yeni insanlarla da bu ortamlar sayesinde tanışıyor,yeni arkadaşlar buluyoruz.Etrafımdaki bazı kişilerde Facebook a girip çıkma durumuna göre sevgilisiyle küs olup olmama durumuna kanaat getirme durumları görüyorum.E tüm hasta ruhlu insanlar da benim etrafımda olmadığına göre bu durum genelde de garip değil mi ? İşin şakası internet bağlantınızdaki bir kesinti yüzünden sevgilinizle aranızın bozulma ihtimali oldukça yüksek.

Çözüm? Daha çok bir durum tespiti yapmak istedim.Ama herşeyi efektif bir şekilde kullanmak gerek.Tabiki bu platformlar ileride de devam edecek.Çok daha fazla kişi tarafından da kullanılacak.Benim düşüncem sanal dünyaya körü körüne bağlanmayın.Hayat dışarıda sokaklarda!!

Let the sunshine in diyerekten hepinize selam ederim.

Tuesday, 30 June 2009

GSM Şebekesi Üzerinden Konum Belirleme

GSM teknolojileri için önemli bir konu başlığı,3G nin gelişyle birlikte daha hızlı ve kapsamlı olarak kullanıcılara sunulacak katma değerli servisler de olacaktır.Genel olarak LBS(Location Based Services) adıyla anılan bu teknolojinin detaylarını videodan öğrenebilirsiniz.



Kaynak:Talendo

The Good Entrepreneur Contest





The Good Entrepreneur

Son zamanlarda sürekli dikkatimi çeken bir yarışma.Tam olarak incelemedim fakat ekip olarak katılma imkanı varsa mükemmel fikirler çıkabilir bu yarışma sayesinde ve farkedeceksiniz ki uluslararası düzeyde bir yarışma,zorlayıcı fakat eğlenceli olacaktır.

İşte orjinal "about the competition" metni :

CNBC and Allianz have partnered to launch a competition to identify entrepreneurs across Europe with environmentally responsible business concepts.

The ‘The Good Entrepreneur competition opened at the beginning of June and the individual named “The Good Entrepreneur of 2009” will receive a prize package valued at more than €250,000. The package includes exposure on CNBC as well as comprehensive business support from Allianz.

Applications close on 31 July 2009, and the three finalists will be announced in August 2009.

The finalists will then be filmed to feature in a four-part televised series on CNBC, documenting the progress of each person. In the series finale, a panel of high profile judges will reveal the winner of the competition. The series will be broadcast across Europe, the Middle East and Africa and in Asia during the autumn of 2009.

Posted using ShareThis