İrfan Sönmez
sonmezirfan@gmail.com
Sosyal Ağ
Bölüm 2 : Etki
Sosyal Ağ için günümüzdeki en önemli teknolojik buluşlardan biri olarak bahsetmek yeterli görünebilir; fakat etkileyicilik açısından baktığımızda listenin 1 numarasında olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Şu ana kadar biz bilgisayar kullanıcılarını etkileyen, yeni bir dönemi başlatan uygulamaların hepsini tek bir pakette topluyor sosyal ağlar.Oyun teknolojisi,video,sohbet,haberleşme...Daha gelecek başka yeni teknolojiler de olacaktır. Developerların yüzünü güldüren husus da bu yönde aslında. Şu anda çılgınlık düzeyinde olan sosyal ağlar, dışarıdan gelecek tüm yeni teknolojileri bir şekilde bünyesine katarak daha da ilerleyebilir.
Teknolojideki hızına yetişilemez ilerlemede Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles H. Duell’e özel bir teşekkürü unutmadan iletmeliyim. Üstad 1899'da şöyle buyurmuş : "Artık yeni hiçbir sey yok. İcat edilebilecek her sey icat edildi." İyi ki bazıları bu sözü kabul etmemiş...
Sosyal Ağ , insanların hizmetine sunulan bir teknoloji olduğuna göre bir de insan hayatına olan etkilerini incelememiz gerekir.
Türkiye için rakamlar inanılmaz. Kişi başına düşen aylık ortalama internet kullanımında Avrupa’da 1., Dünya’da 3. sıradayız. Kesin olmamakla beraber 26 milyonluk bir kullanıcı sayısından bahsediliyor. (Çoklu hesap kullanımı rakamlar konusunda bazı tutarsızlıklar oluşturabiliyor)
Bu rakamlara bakıldığında Türkiye’nin sosyal ağlardan faydalanma kategorisinde ilk 3 te olmasını bekleriz, değil mi ? Ama maalesef sonuç bunun tam tersi.
Özellikle ABD ve İngiltere gibi ülkelerde şirketlerin, Twitter ve Facebook hesapları üzerinden reklamlarını maksimum verimlilikte yaptıklarını ve reklam gelirlerinin büyük bir kısmını buradan elde ettiklerini görüyoruz. Güzel bir örnek de ABD başkanlık seçimleri için verilebilir. Barrack Obama’nın başkan seçilmesinde, sosyal ağlar üzerinden başlattığı kampanyanın etkisi bugün herkes tarafından kabul edilmiş durumda.
Basit bir soru hepimizin aklından şu anda geçiyordur: “ Onlar yapıyor da bizde neden olmuyor? ” Türkiye’de sosyal ağlardan hiç faydalanılmadığını söylemek tabiiki haksızlık olur; fakat eldeki potansiyele baktığımız zaman olması gerekenin çok fazla gerisindeyiz. Bu aşamada ancak kişisel tespitler ile bir sonuca gidilebilir.
Esas sorun alışkanlıklarımızda gizli. Türkiye’de okuma alışkanlığı hiçbir zaman yeterli seviyeye gelemedi. İtiraf edelim okumayı sevmiyoruz. Bu da doğal olarak internet alışkanlıklarımızı etkiliyor. Dünya’da bir gün içinde çok fazla gelişme yaşanıyor ve bu hızı yakalamak çok zor. Bu hıza yetişmek için belli alanlarda internet okur-yazarı olan kişilere ihtiyaç var. İnternet okur-yazarlarının aynı zamanda paylaşımcı olmaları gerekli. Elimizdeki kaynakları paylaşmıyoruz. Ülkemizdeki internet kullanıcıları genelde kaynağı alan taraf durumunda.
Özel bir örnek , en popüler sosyal ağ paylaşım servisi Facebook’tan gelsin. Paylaşıma sunulan neler var, çoğunlukla video. Videolar görsel öğe unsuru olarak paylaşıma sunulmalı; ancak kullanıcı potansiyeli çok fazla olduğundan ve oluşan video trafiği belli bir fayda getirmediğinden çöp olarak nitelendireceğimiz bir bilgi yığını oluşuyor.
Bu sebeptendir ki , Twitter ve Friendfeed gibi servislerin Facebook’ta ulaşılan popülerliğe erişebilmesi ülkemizde çok zor gözüküyor. Bu servislerde video post edimi mümkün gözükse de, Facebook ta varolan görsellik ve işlevsellik bu servislerde yok. Çünkü hizmet ettikleri amaç farklı.
Sonuç; sosyal ağlar ile mutlu mesut yaşamaya devam ediyoruz. Yeni arkadaşlar ediniyoruz,interneti doyasıya kullanıyoruz. Umarım ileriki zamanlarda internet kullanıcılığı üzerine bir bilinç oluşur. Bilimde, sanatta , müzikte... nasıl bir potansiyelimiz varsa, internet kullanıcılığında da potansiyel var, ancak bu büyük kitlenin işlenmesi, bilinçlendirilmesi bu konuda bilgili kişiler için bir görev olmalı.